Mesleki Arama Motoru


Seçilmiş Sitelerde Arama


(100'e yakın site ve blogda arama yapar)

20 Aralık 2008 Cumartesi

Doktorluk Mesleği

Doktorluk Mesleği

Meslek Rehberi'nde Doktorluk konusunda yazı yazılmıştı. Aşağıda Doktorluk Yapabilme Koşulları konusunda derleme yazı yer almaktadır.

Doktorluk Yapabilme Koşulları

Özel bir bilgi sahibi olmadan, bazı sanatların yapılamayacağının kesin kural haline gelmesi, uygarlığın gelişmesinin sonucudur. Özellikle, insan sağlığını ilgilendiren, doktorluk mesleğini uygulayacak kişide aranan koşullar, diğer mesleklere göre daha ağırlaştırılmıştır. Tahsil süresinin uzunluğu, özel ihtisaslar bunun belirgin örnekleridir.

Yasalarca belirlenen koşulları yerine getiren, tıp sanatını uygulamaya hak kazanır. Bu hak, hukuk düzeninden kaynaklandığı için doktorun eylemini hukuka uygun hale getiren ana unsurlardandır.

Doktorluk mesleğinin yapılması için ilk koşul, doktorluk diplomasıdır. Diplomanın ya Türk Fakülteleri'nden (1219 S.K. 1. Md.) birinden ya da Sağlık Bakanlığı'nca onanmak şartıyla, yabancı ülkelerdeki fakültelerden (1219 S.K. 4. Md.) alınmış olması gerekir. Diploma sahibi olmak da yeterli değildir. Bunun Sağlık Bakanlığı'nca tescil edilmesi de zorunludur. Diplomanın yasa dışı yollarla elde edilmesi, yapılan işe hukukilik vermez.

Türk vatandaşı olmak (1219 S.K. 1. Md.): Ülkenin doktorlarını yabancı doktorların fiili baskısından korumak için getirildiği öne sürülen bu koşul, bir çok yabancı ülke yasalarında da yer almıştır. Türkiye'de doktorluk sanatını yapabilmek için Türk vatandaşı olma koşulunun özel ayrıcalıkları bazı yasalarda kabul edilmiştir. Son yapılan yasal düzenleme (2547 Sayılı), Türk ırkından olup da yabancı bir ülkenin uyruğunda olan doktorlara da mesleğini Türkiye'de yapabilme hakkını vermiştir.

Doktorun mesleğini yapabilmesi için bir koşul da tabip odalarına kayıt olma zorunluluğudur (6023 S.K. 6. Md.).

DOKTORUN BORÇLARI - SADAKAT VE ÖZEN


Doktorluk mesleği, diğer bazı meslekler (örneğin avukatlık, noterlik) gibi devletin özel iznine dayanarak yapıldığından, hizmetlerini kamuya açık olarak yapmak zorundadırlar. Bu nedenle, hukuk düzeni, doktorların hastalarla sözleşme yapmaya hazır olduklarını ve hatta belirli özel durumlarda bundan kaçınamayacaklarını kabul eder. Devletin özel izniyle oluşturulan bu tekel, toplumda "özel bir güven" yaratır. Yaratılan bu güven sonucu kamuoyu, tedaviye (sözleşmeye) hazır doktoru "o işin adamı" olarak görmekte ve onun yerine bir tıp talebesi veya ruhsatsız bir kişiye başvurmamaktadır.

Doktorun resmi izin veya ruhsat sonunda çalışma hakkını elde etmesi, onun, gerek tıp bilgisi gerekse insanlık sevgisi ve genel ahlak bakımından, kendisine güvenilir bir kişi olduğunun kuvvetli kanıtıdır. Bu da doktorun hastalarına karşı sadakat ve özen borcunu ortaya çıkarmaktadır.

Doktorların sadakat ve özen borcunun, Borçlar Yasası'nın 390/II. Maddesinden de kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Bu borç bir deontoloji kuralı olarak da kabul edilmiştir (TDN. Md. 2-4).

Sadakat borcu, hastanın yararına olacak davranışlarda bulunmak ve ona zarar verebilecek davranışlardan kaçınmaktır. Doktor, sanatını uygularken, hastanın yaşam ve sağlığına, kişiliğine saygı göstermek zorundadır. Bu borç, tedavi sonuçlanmış olsa bile devam eder. Bu da genellikle hastanın "sırlarının saklanması" sonucunu doğurur.

Özen borcu, tıp ilmi ve deontoloji kurallarının uygulanmasında söz konusu olmaktadır. Doktor, hastasını iyileştirmek için çalışır, ancak neticesinin şifa ile sonuçlanmamasından, özen borcunu yerine getirmesi söz konusu olduğunda sorumlu olmaktadır. Doktorun, hayat deneylerine ve işlerin normal akışına göre başarılı sonuca ulaşmak için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve bu yolda çaba sarf etmesi zorunludur. Doktorluğun tekel durumunda bulunması ve uğraş alanının insan olması, özen borcunun diğer meslek mensuplarından (örneğin işçi, avukat) daha fazla olmasını gerektirmektedir.

Doktorun hastasını tedavi sırasında tıp sanatı ve ilminin tespit ettiği kuralların sınırı içinde hareket zorunluluğunda olduğu, gerek öğretide ve gerekse uygulamada kabul edilmektedir. Uyulması gerekli tıp kuralları, ilmin genel olarak kabul ettiği ve uygulaması alışılmış ve her normal doktorun bilmesi gereken bilgi ve usullerdir. Tıp sahasında henüz tecrübe safhasında olan bir nazariyeyi uygulamamasında doktor sorumlu tutulamaz. Ancak yenilikleri meslek dergileri ve yayınları okuyarak izlemek, genel olarak ilmin benimsediği yeni buluşları uygulamak zorundadır. Doktorun çalıştığı yer, olanakları, uzmanlık derecesi ve yıllanması da dikkate alınmalıdır.

Tedavi, kişinin beden ve ruhsal yapısındaki hastalıkları ve sakatlıkları tanımak ve iyileştirme veya sağlığı koruma geliştirme amacıyla yapılan teknik ve bilimsel çalışmaların tümüdür. Çağdaş hukuk düzeni, hastanın rızası olsa dahi tedavi amacı dışında onun maddi ve manevi yapısını bozacak tıbbi el atmaları ve davranışları yasaklamıştır (M.K. 23-24 ve TDN. 13/3). Bu nedenle, tedavi amacı dışına çıkan el atmalarda hukuka uygunluktan söz edilemeyecektir. Hukuka aykırı bu gibi davranışlardan doğan zararlardan doktor sorumlu olacaktır.

Doktor ile hastası arasındaki sözleşmeye dayanan eylemli durumun hukuken geçerli olması, hastanın rızası ile doktorun tıp mesleğini uygulama ve yapabilme hak ve görevinin birlikte bulunmasına bağlıdır. Özel hukukta hasta doktor ilişkisi sözleşmeye (vekalet) dayanmaktadır. Sözleşmenin kurulabilmesi için ilk koşul hastanın rızası, ikincisi ise doktorun mesleğini uygulayabilme ve yapabilme hakkına dayanan kabulüdür. Sözleşme kurulduktan sonradır ki doktorun eylemleri ve yardımları belirli sınırlar içinde hukuka uygun olarak kalacaktır.

Doktorun tedavi nedeniyle sorumluluğuna asıl olan, sorumluluğun sözleşmeden kaynaklanmasıdır. Ancak doktorun sorumluluğunun tek kaynağı sözleşme değildir. Zarar görenle doktor arasında sözleşmeye dayanmayan bir ilişkinin bulunması da olağan durumlardandır.

Doktorun kendisine tıp mesleğinin yüklediği, acil olaylarda ilk yardım görevinden kaçınması, rızası alınamayacak şartlar altında (koma hali) bulunan hastaya; deney maksadıyla el atması gibi durumlarda meydana gelen zararlar sözleşmeye dayanmadığından, tamamen haksız fiilden kaynaklanmaktadır (M.K. 41. Md.). Ayrıca yapılan sözleşmelerin Borçlar Yasası'nın 20. maddesine göre geçersiz sayıldığı hallerde, hasta doktor ilişkisinden doğan zararın, sözleşme dışı haksız eylemden (fiilden) kaynaklandığının kabulü zorunludur. Çünkü, hukuk düzeninin yok saydığı sözleşmeye dayanılmasına olanak yoktur. Doktor ile hasta arasında sözleşme ilişkisi bulunmasına karşın hastanın ölmesiyle, mirasçıların doktora karşı açabilecekleri (B.K. 45, 47 ve 49) tazminat davalarında, sorumluluğun kaynağı yine sözleşmeye değil, haksız eylem (B.K.41) olacaktır. Ancak, buradaki haksız eylem, sözleşmeye aykırılığın yarattığı, dolayısıyla bir haksız eylemdir.

Doktorun tedaviden doğan sorumluluğu ister haksız eylemden (B.K. 41) ve isterse sözleşmeden (B.K.98) kaynaklansın, sonuç olarak sorumluluğun belirlenmesinde bir ayrıcalık getirmemektedir. Bu nedenle, her iki kaynaklı sorumluluğun unsurları birlikte incelenecektir. Genellikle, sorumluluğun sözleşmeden veya haksız eylemden doğmasında, zaman aşımı yönünden bir ayrıcalık olmaktadır.

Doktorun tedaviden doğan sorumluluğundan söz edebilmek için, eylemin hukuka aykırı ve kusura dayalı olması yanında, bir zararın varlığı ve zararın da kusurlu sayılan eylemin uygun sonucu olması (illiyet bağı) gerekir. Doktor, tedavide sonucun rizikosunu ancak kusur halinde yüklendiğine göre, vekalet sözleşmesinin esaslı bir unsurunun daha doktor hasta ilişkisinde olduğu belirlenmektedir. Doktor, ilmi kurallara uygun olarak teşhis (tanı) koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu çalışmaların mutlak olarak şifayla neticelenmesinden dolayı deontoloji (TDN 13) ve genel hukuk kuralları bakımından sorguya çekilemez. Bununla birlikte, bazı özel durumlarda, belli bir neticeyi ve tedaviyi taahhüt etmesi mümkündür. Bu çeşit yüklenme (taahhüt) bazı hastalıklar için alışılmıştır. Örneğin güzelleştirme ameliyatlarında doktor sonucu yüklenmiş sayılır.

İstisna sözleşmesinde, sözleşmeye hakim olan amaç bir şeyin (eser) meydana getirilmesidir. Vekalet sözleşmesinde ise bir şeyin meydana getirilmesi yerine belli bir yönde çalışma yüklenimi altına girmek söz konusudur. Doktorluk mesleğinde, bir şeyin yapımı söz konusu olmayıp, hastaya sağlık kazandırıcı yönde, özenle ve içten bağlılıkla çalışma esastır. Bunun neticesi olarak doktor, sonucun arzu edildiği gibi sağlık kazandırıcı olarak neticelenmemesinden, yani zararlı sonuçta, kusurlu olmadıkça sorumlu değildir. İstisna sözleşmesinde ise işin ayıpsız teslimi, sözleşmenin amacına uygun doğal sonucudur. Vekalet sözleşmesinin ücretsiz yapılması mümkün olmakla birlikte (B.K. 355) istisna sözleşmesinin ana unsuru ücrettir. Doktor, işi sonuna kadar götürmekle yükümlü değildir ve bu yüzden hastasına karşı tazmin sorumluluğu genelde yoktur. İstisna sözleşmesinde ise bu gibi hallerde (bazı ayrık haller hariç) sorumluluk tamdır. Estetik ameliyatlarında sonucun garanti edilmesi, doktor için diğer tıbbi el atmalardan farklı olarak bir borç doğurur niteliktedir. Hukuka uygun bir tıbbi el atma sayılan güzelleştirme ameliyatlarında doktorun, hastasının rızasını alması, bu izin alınırken hastaya yapılacak tıbbi el atmanın sonuçlarını, etkilerini, tehlikelerini bütün açıklığı ile anlatması, ameliyattan önce, olabildiğince, kişinin fiziki ve ruhsal yapısı ve sağlık durumunu bütün ayrıntılarıyla gözden geçirmesi, ayrıca ameliyatın beraberinde getireceği tehlikelerin, ameliyatla varılacak amaçtan daha büyük olmaması gerekmektedir.

Borçlar Kanunu'nun 396. maddesine göre vekaletten azil ve istifa her zaman mümkündür. Bu kural, yeni bazı eylemlere göre özel hallerde uygulanmamalı ve haklı sebepler varsa sözleşme bozulabilmelidir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 19. maddesi, sözleşmeden istifayı yani tedaviyi bırakmayı, hizmetin önemi ile orantılı olarak haklı bir şartlara bağlamıştır. Buna göre, genel ahlak kurallarına aykırı şekilde hastayı terk, doğuracağı sonuçla, doktoru ağır hukuki ve cezai sonuçlarla karşı karşıya bırakacaktır.

10 Aralık 2008 Çarşamba

Denizcilik Terimleri

Denizcilik Terimleri
Meslek Rehberi altında Denizcilik Kategorisinde Denizcilikle ilgili Meslekler verilmişti. Aşağıda Denizcilikte kullanılan Denizcilik Terimleri yer almaktadır.
A

Abaşo: Alt ve aşağı [Abaşo Gabya yelkeni]

Abli: Seren ve bumba cundalarından aşağı iki tarafa inen halatlar

Aborda: Bir teknenin diğerine veya bir iskeleye yanaşması

Abosa: Bosayı tut veya geçici olarak durdur, bosaya vurmak

Abramak: Kontrol altına almak, komutası altında tutmak, üstünden gelmek

Açıkta eylenmek: Bir teknenin sahilden veya iskeleden ya da limandan açıkta beklemesi

Admiralti demiri: Çiposu kollarına dik ve hareketli eski sistem bir demir cinsi

Aganta: Zincir veya halatı kısa bir zaman süresi için elde tutulup bırakılmaması [Aganta iskota, aganta borina borinata]

Ağız kuşağı: Armuz kaplamanın en üst sırası [bindirme kaplamanın da]

Alabanda: Bordanın iç kısmı veya dümenin 35° ye kadar basılması

Alabura: Altüst olma, teknenin ters çevrilmesi

Alama kürek: Hep birlikte kürek çekerken çekmeyi durdurmak için verilen komut

Alamatra: Karadeniz'de imal edilen balıkçı teknesi

Alarga: Açıkta demektir. [Alargada bekle, alarga dur][İtalyanca largo]alargaya çıkmak, [açığa çıkmak]

Alaya sancağı: İşaret sancakları ile donatılmaya, alay sancaklarının çekilmesi denir

Alberaber: Hep birlikte kürek çekmek için verilen komuta

Alesta: Hazır olmak, hazır olarak apikoda beklemek Alesta tramola [Tramola etmeye hazır ol]

Altabaşo: Bir yelkenin alt yakası, alt ve aşağı anlamında da kullanılır

Amora yakası: Dört köşe bir yelkenin alt ve ön tarafındaki yaka[Karula yakası]

Ana güverte: Geminin veya teknenin üzerinde yürünen en üstteki güvertesi

Ana omurga: Postaların bağlandığı, baştan kıça kadar uzanan ağaç / demir kısım

Anele: Hareketli demir halka

Anele bağı: Aneleye yapılan bir çeşit bağ

Apazlama: Kemere istikametinden gelen rüzgar [Yelken seyri]

Apiko: Demirin vira edilişinde deniz dibinden kurtulup dimdik durduğu vaziyet, veya dikkatli olarak beklemek

Ariya: Yelkenin, sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi[Ariya sancak, ariya kürek]

Arma: Sabit donanım [Direk çarmıhları, istralyalar]

Armuz: Güverte ve borda kaplama tahtalarının arasındaki çizgi[Armuz tutmak, armuz kaplama]

Askı mapası: Bir demir kaldırmak için bedenine konmuş olan mapa

Aşırtma praçera yelken: Kavançalı seren yelkeni

Aşoz: Kaplama tahtaları için omurga ve bodoslamalar açılan oyuklar

Avara: Gemi, bot veya teknenin yanaşık olduğu yerden ayrılması[Avara etmek]

Aybocu: Zincirin ırgat çalıştırılarak aşağı alınması, indirilmesi

Ayı bacağı: Yelkenlerin farklı kontralarda açılması [Pupa seyir]

Aynalık: Kıç bodoslama üzerine konan ve dümen iğneciğinin üzerine konduğu tahta levha [Ayna kıçlı tekneler]

Aynalık tahtası: Bir teknede kıç taraftaki havuzda otururken arkaya dayanmak için konulmuş olan tahta levha

B

Baba: Halat volta etmek için ağaç veya metalden yapılmış silindirik biçimde güverte veya rıhtıma bağlanmış bir eleman

Babafingo: Yelkenli bir teknede eğer direk üç kısımdan ibaret ise; en üstteki parça. [İtalyanca: pappafico][Örnek: okul gemileri]

Badarna etmek: Bir halatın aşınmaması için üstünün halat veya koruyucu bir malzeme ile sarılması

Bakla: Zincirin bir halkası

Balon-usturmaça: Halattan, hasırdan veya sentetik malzemeden yapılmış, içi doldurulmuş veya şişirilmiş bir usturmaça çeşidi

Bandolet, bandra: Milliyeti gösteren sancak

Barbarişka: Tutulmakta olan bir halatın kaymaması için yapılan bir bağ çeşidi

Bastina: Palangalarda kullanılan bir nevi dilli makara[Karnıyarık bastika]

Baston: Ana cıvadranın üzerinde ileriye doğru uzatılmış çubuk

Baş: Bir teknenin ön ve ileri kısmı

Baş bodoslama: Omurganın baş tarafından teknenin başını meydana getirmek için yukarı istikamete doğru konulan ağaç parçası

Baş kasara: Genellikle gemilerdeki baş taraftaki yüksek kısım

Baş omuzluk: Kemere ile baş bodoslama arasındaki yuvarlak kısım

Baş parima: Bir botun baş üzerindeki analeye bağlanmış kısa halatı

Başlı: Baş tarafın kıça nazaran daha batık olması

Baştankara etmek: Tekneyi bir sahile beya kumsala baş taraftan oturtmak veya yanaştırmak

Başüstü: Bir botun baş tarafında oturabilecek ve ayakta durulabilecek platform

Bermuda arma: Uzun bir direk üzerine yelken açmak için düşünülmüş arma tipi[Marconi arma] Bu tip armada yelken sereni yok ancak bumbası vardır.

Bindirme kaplama: Armuz kaplamanın birbiri üzerine konularak yapılma şekli [Bama tiriz]

Bita: Madeni babaların bir tanesine, halat ve zincirlerin volta edilmesi için kullanılan silindirik madeni eleman

Bocurum: Yelkenli teknelerde kıç bodoslama / kıç aynalık üzerinde bulunan direğe çekilen yelken

Borda: Su kesiminden yukarıda kalan kısım

Borda feneri: Sancakta yeşil, iskelede kırmızı olarak yakılan 112,5 açılı fener

Borda iskelesi: Bir tekneye girip çıkmak için inip kalkabilen ve içeriye alabura olabilen bir merdiven tipi [Pasarella]

Bosa/bosa tutmak: Bir halat veya zincirin bedeni üzerine bosa tutarak abramak

Boş almak: Gevşek bir halatı germek için fazlasını çekmek

Boş vermek: Halatı kaçırmak

Branda: Eskiden yelken yapılan bir cins kumaş ya da kumaştan yapılan ve gemicilerin hamak olarak kullandıkları yatak.

Bumba: Yan yelkenlerin alt yakalarını germek için kullanılan bir cins seren.Yük gemilerinde yük aktarmak için ucuna palanga takılan seren

Burgata: Halat ve zincir ebadını ölçmek için kullanılan bir ölçü

Bükün: Halatın veya bir yomanın sağa veya sola doğru kollarının bükülmesi

C

Camadan: Camadan vurmak. Yelken alanının küçültülmesi

Camadan bağı: Bu küçültmeyi yapmada kullanılan bir bağ çeşidi

Camadan kalçeaları: Bu bağı yapmak için yelken üzerinde sıralanmış ve yelkenin her iki yüzünde bulunan bağcıklar.

Cankurtaran simidi: Denize düşenleri kurtarmak için çok hafif ve yüzer maddeden yapılmış, yuvarlak simit biçiminde ve bir salvoya bağlı aygıt.

Ceviz: Halatların ucuna tutabilmek için veya süs olarak yapılan bir cins düğüm şeklindeki işleme

Cıvadra: Teknenin baş tarafında dışarıya doğru eğik olarak uzanan sabit seren, genellikle yelkenli teknelerde flokları açmak için kullanılır.

Cunda: Uç demektir. Direk cundası, seren cundası, bumba cundası. Cunda yakası: yelkenin seren yakalarına gelen uçlarına denir.

Ç

Çalım: Geminin baş ile kıçı arasında inik meyil veya kıç tarafta su kesiminin altındaki dar kesim.

Çamçak: Teknede biriken suyu toplamak için tahtadan yapılmış bir cins kepçe

Çarmık: Direklerin her iki bordasına bağlanabilmesi için gerilmiş tel halatlar.

Çene: Omurga ile bodoslamamın birleştiği köşe

Çıma: Halat, elincesi veya yomaların uç kısmı

Çımariva: Personelin tekne boyunca yan yana selamlama için dizilmesi

Çıpo: Özellikle admiralti demirinde bedenin üst kısmından anelesinin altında geçen kollara dik olarak bağlanmış hareketli veya sabit ağaç veya metal kollar.

Çördek yakası: Seren yakalarının geriye bakan kısımları, üç köşe yelkenlerdeki en üstteki pik yakası

Çubuk: Ana direklerin üzerine konulan ekleme direkler

D

Dabılbatım: Gemilerin karinası yırtıldığında teknenin su almaması için postaların iç tarafına ikinci bir kaplama konur ki, bu iki kaplama arasındaki double-bottom denir. Bu bölüm safra ve yakıt deposu olarak da kullanılır.

Deniz Demiri: denizde ve rüzgarda hareketsiz kalan teknenin dalgalar borda vermemesi için baştan veya kıçtan denize attıkları koni şeklindeki branda torba.

Dakron: Yelken yapımında kullanılan kumaş.

Dese etmek: Halatın veya zincirin iyice gerilmesi

Dingi: Bir çifte kürekle kullanılan patalya

Direk fistanı: Direğin güverteye girdiği veya etrafına çevrilen kuşak

Doblin: Bir halatın iki çıması arasındaki sarkık kısım

Doblin almak: [Vermek, Tutmak] Bir halatın iki çımasının gemide kalmak üzere bordadaki veya sahildeki bir babaya iki, üç kez sarılması

Döküntü: Deniz yüzeyine yakın kayalık kümeler

Döşekli: Altı düz olan tekne

Dirisa etmek: Yön değiştirmek, rüzgarın dirisa etmesi, bumbayı dirisa etmek

Dümen: Gemiyi istenilen yöne çevirmek için saç veya tahtadan yapılmış olup kıç tarafa monte edilen yelpaze şeklindeki bir parça

Dümen başlığı: Yeke evini kuşatmak - kuvvetlendirmek için dümen şaftının etrafına geçirilen maden başlık [=dümen tası]

Dümen bodoslaması: Kıç bodoslama

Dümen boğazı: Dümen yelpazesinden yukarıda kalan kısım

Dümen dolabı: Dümen yekesine bağlı mekanizmasını çevirebilmek için yapılmış olan aygıt.

Dümen donanımı: Dümen yekesi ile dümen dolabı arasında kalan tel halat mekanizma, uskurlu şaft ve kolar ile bunların geçtikleri makaralı sistemin tümüne verilen isim

Dümen yelpazesi: Dümenin esas ana parçası

Dümen zaviyesi: Dümen yelpaze sathının omurga ile yapmış olduğu açı

Dümenci pusulası: Dümen dolabının hemen önüne konulmuş olan mıknatıslı pusula

Dümentası: Yekenin dümene bağlandığı en üst kısım

E

Edonanımı: Mekanik olan ırgat gibi aygıtların el ile çalışabilmesi için yapılmış olan donanım

Eğlenmek: Bir teknenin stop ederek veya çok ağır yol ile gideceği yere varması

El dümeni: Kol gücü ile bir taraftan diğer tarafa basılan dümen

El incesi: Bir tekneden diğerine veya sahile atılan ucunda kurşun bir ağırlığın ceviz ile kaplı olduğu ve sonuçta bir halatın bağlanarak gönderildiği, parekete savlosu gibi incecik bir halat

El iskandili: Elektrikli iskandil olmayan teknelerde,derinlik ölçmek için çımasına 5 kg lık bir kurşun asılmış ve üzerine kulaç taksimatı yapılmış olan savlo

F

Faça etmek: Seren yelkenlerin bir taraftan prasya olduğu halde kapatılması

Façuna etmek: Badarnanın tel veya mürnel ile sıkı sıkıya bağlanmasıdır.

Falaka: İki matafora cundaları arasında bulunup can halatlarının bağlandığı tel halat.

Farş tahtaları: Ağaç bir teknenin sintine üzerindeki aralıklı tahtaları

Filika: Savaş gemilerindeki kürekli veya yelkenli tekneler

Fırdöndü: Zincirin gamba almaması için aralara konan bir eksene bağlı olarak dönen iki yarım bakladan oluşan kilit

Firengi: Güvertedeki suyun denize akıtılabilmesi için yalı kütükleri üzerinden bordaya açılan oluklu delikler

Flador: Çarmıhların gerilmesi için kullanılan sistem

Flama: Üç köşeli sancak

Flasa: Halatı meydana getiren incecik ipler

Flok: Baş taraf çekilen üç köşe yelken

Fora etmek: Bir yere bağlanmış olan halatın oradan çıkartılması [Sivil denizcilikte: MOLA]

Frişka: Bütün yelkenleri camadan vurmaksızın kullanılabilecek derecedeki sert rüzgar

Fundo (funda): Demirlemek için verilen komut

G

Gabya: Ana direk ile babafingo çubuğu arasındaki çubuk veya yelken

Gaga: Demirin iki ucundaki tırnakların en uç kısmı

Gamba alamak: Halatın veya zincirin kendi etrafında dönmesi veya burulması

Genova: Flok yerine çekilen çok daha büyük flok

Gerdel: Gemi ve teknelerde kullanılan tahta kova

Giz: Kıç direkteki kısa seren

Gomina mil: uzunluğun 1/10 = 185 metre

Gönder: İnce düz ve uzunca olarak çekilmiş çubuklar. [Sancak gönderi, filika kanca gönderi, cıvadra gönderi]

Göz demiri: Bir gemide kullanılan ana demirler

Gradin yakası: Bir yelkenin yan kenarları

Grandi direği: Birden fazla direkli gemilerdeki en yüksek direk

Gulet: Brig'ten küçük iki direkli hafif armalı pruvası kabasorta armalı, praçılaya benzer uskuna

Gurcata: Bir direk üzerinde çanaklık kurmak için mauna kolları üzerine omurgaya aykırı olarak yerleştirilen kollar. Yelken teknelerinde direkten inen istrelyaları açmak için kullanılan kollar.

Güverte: Gemilerde ve teknelerde baştan kıça kadar döşenmiş tahta veya madeni platform döşeme

Güverte kaplaması: Güvertenin kaplanması için kullanılan malzeme

Güverte hattı: Güvertenin bordadaki izdüşümü

H

Halat: Bitkisel sentetik veya çelikten yapılmış ve bükümlenerek çeşitli kollarda birbirlerine sarılmış, bükülmeye ve çekmeye uygun urgan

Halat bosa: Demir atıldıktan sonra demirin ağırlığını ırgat üzerinden almak için çımaları güvertedeki mapalar bağlı diğer uçlarında ceviz bulunan kısa halatlar.

Hamla: Kürek çekilirken küreğin bir periyot içindeki mesafesi [Hamle]

Hamlacı: Kürekli teknelerde serdümene en yakın kürekçi

Havuzluk: Yelkenli veya kürekli bir teknede kıç tarafta topluca oturulacak yer.

Hırça mapası: Zincirin zincirlikteki çımasının omurgaya bağlandığı kilit

Hisa etmek: Bir şeyi yukarı kaldırmak. [Hisa sancak, hisa kürek]

I

Irgat: Demir almada, halatları dolayıp gemiyi yanaştırmada veya karaya çekmede kullanılan, hidrolik, elektrikli, istimli veya insan kuvvetiyle çalıştırılan yatay veya dikey mekanizma [Yatay ve manivela kuvvetiyle çalıştırılanlar = bocurgat]

Iskaça: Direk ve cıvadraların alt başların alt başlarındaki topukların yerine oturması için açılmış olan yuva

Iskanca: Değiştirmek [nöbet, vardiya, kürek]

Iskarmoz: Kürekli teknelerde küreğin bağlanması veya oturması için ay veya çelik şeklindeki lumbar ıskarmoz denilen aygıtlar

Iskota: Yelkenlerin iskota yakalarını kullanmak, yelkeni rüzgar ile doldurmak için halat - palanga donanımı

Iskota yakası: Kabasorta yelkenlerde alt yakalar; randa, pik veya floklarda alt geri köşe

İ

İç omurga: Postaları [bir ahşap teknede] omurgaya daha sıkı bağlamak için baştan kıça kadar uzanan ikinci bir omurga

İğnecik: Dümenin kıç bodoslamaya bağlanabilmesi için, erkek ve dişi olarak konmuş olan menteşe

İskandil: Denizin derinliğini ölçmek

İskandil: Kurşunu İskandil salvolarının bağlandığı ağır kurşun - ağırlık

İskandil salvosu: İskandil kurşunlarının bağlandığı işaretli salvo

İskarça: Bir liman veya koy içindeki kalabalık tekne gurubu, karışık olarak demirlemiş olan tekneler topluluğu

İskele: Teknenin sol yarısı veya gemiye girip çıkmak için kullanılan sürme veya inip kalkan merdiven

İskele tavası: İskelelerin alt ve üstünde girip çıkmada ilk basılan platform

İspavlo: Katrasız kendirden yapılmış iki kollu sicim [kırnap]

İstinga: Yelkenleri toplamak için kullanılan selviçe [Hareketli donanım]

İstinga etmek: Yelkenleri toplamak

İstralya: Direk ve çubukların cundalarında baş ve kıça doğru inen sabit arma, veya teknelerin postalarını baştan kıça kadar birbirlerine bağlayan kuşak

İşkampavya: Harp gemilerinde personel taşımakta kullanılan motorlu büyük filika

K

Kabasorta arma: Serenleri direklere dik ve kemere istikametinde olan dört köşe yelkenli arma

Kalastra: Kuntra güvertelerin üzerine alınan filikaların oturtuldukları ağaç veya metal kürsü

Kaloma: Demir üzerinde bulunan teknelerin denizde bulunan zincir mesafesi. Boşluk ve rahatlık, tolerans, ölçülü

Kaloma etmek: Zincir gerektiğinde daha fazla salmak, [Kaloma vermek]

Kana rakamları: Gemilerin çektikleri su derinliğini göstermek için baş ve kıç dikmeler hizasına sancak ve iskele taraflara desimetre veya feet cinsinden çizilmiş rakamlar. [Romen ve italik]

Kandilisa: Yelkenleri yukarı kaldırmak için kullanılan halat.Trinket ve maestra serenlerinin kandilisası : ıstriseGabya serenlerin kandilisasına : MantiFlok ve randa yan yelkenlerin kandilisasına: Çördek /Mandar denir.

Kapele muşamba: Pusla, dümen dolabı, kaporta, vinç gibi kısımların yağmur ve güneşten korunması için yelken brandasından yapılmış kılıfların geçirilmesi için verilen emir.

Kaplama: Postaların üzerine boyuna kaplanan saç veya tahtalar.

Kaporta: Gemi veya tekne içindeki kapılara ve güverteden aşağı iniş ve çıkış merdivenlerinin üzerindeki kapalı yerlere denir.

Karanfil: Pruva ve grandi direği cundaları arasındaki tel halat

Karavele kaplama: İçi kutrani dışı armuz kaplama olan bir kaplama şekli.

Karina: Bir teknenin su altında kalan ıslak kısmı (dış kısmı).

Karula yakası: Bir yan yelkenin direğe yakın alt yakası (köşesi).

Kasa: Halatların çımalarına açılmayacak şekilde yuvarlak şekilde yapılan ve dikişle emniyete alınan yuvarlak büyük halkalar.

Kasara: Teknelerin baş orta ve kıç kısımlarında güverteden daha yüksek olan güvertelere veya kısımlara denir.

Kastanyola: Demir zinciri akarken durdurabilmek için ırgat etrafına konan demir veya çelik şerit çember (bir çeşit fren balatası).

Kavanca: Herhangi bir şeyi bir taraftan diğer tarafa geçirmek veya aşırmak ya da bir yerden diğer bir yere aktarmak.

Kemere: Güvertenin döşenebilmesi için posta uçlarını birleştiren enine (omurgaya dik) konan kısımlardır. (yarım olanına ÖKSÜZ KEMERE denir).

Kerte: Bir dairenin 32'de biridir. (11 derece 15 dakika).

Kerteriz: Herhangi bir maddenin bir tekneden olan yönünü mıknatıslı veya cayro pusla ile tayin etmek veya ölçmek.

Kerye: ıki haltı birleştirmek için veya halatın çımasına geçici kasa yapmak için [sadece madeni halatta] kullanılan cıvatalı mengene

Kıble: Güney

Kıç: Teknenin geri tarafı

Kıç bodoslama: Omurgadan kıç taraf kaldırılan dik kısım [Ağaç veya maden]

Kıç gönderi: Kıç tarafta sancak çekilmesi için dikilmiş olan gönder.

Kilit: 12,5/15 kulaç zincir uzunluğu veya iki kilit zinciri birbirine bağlayan bir tarafı değirmi diğer tarafı harbili bir cins zincir baklası.

Kinistin valfı: Gerektiğinde bir tekneye denizden su almak için su kesiminden aşağıya konmuş ve gerektiğinde uzaktan açılıp kapatılabilecek valf.

Koç boynuzu: Baş ve kıç omuzluklar ile mataforaların üzerinde bulunan ve halat volta etmek için kullanılan boynuz şeklinde iki kulaklı madenler.

Kol: Flasaların bir tarafa bükülmesi sonucu halatta elde edilen elemanlar. Flasa gibi bütün halat boyundadırlar.

Koltuk: Bir teknenin aborda olduğu yere sıkılması için baş ve kıç omuzluklardan verdiği halat.

Kontra mizana direği: Mizana direğinin gerisindeki direk

Kontra omurga: Ana omurganın aşınmaması için altına konan şerit halindeki parça.

Kontra tavlon güverte: Eski harp gemilerine ait bir güverte katı

Kontrata mizana direği: Kontra mizanadan sonraki kıç direk

Körkapak: Lumbuzları içerden kapayan demir kapak

Kuntra: ıskota yakasına bağlanan iki inceden birisi iskota olarak kullanıldığında diğeri kuntra olur. Kontra kontr kelimesinden gelme olup, karşı-zıt-yedek anlamında kullanılır.Kuntra omurga, bodoslama-grandi-güverte gibi Kuntra flok-kuntra mizana ve benzeri.

Kurt ağazı: ıçinde halat geçmesi için güverte üzerinde baş ve kıç omuzluklarına monte edilen demir yastıklar.

Kutrani kaplama: Ahşap diagonal (çapraz) kaplama

Küpeşte: Güverte üstündeki borda kaplaması.

Kürek lumbarı: Askeri filikalarda iskarmoz yerine küreklerin oturtuldukları oyuk yerler (küpeştede takazlık tahtasında)

L

Laçka: Boşver, boşalt, boşalmış gevşemiş anlamında.

Lale halatı: Dümenlerin denizli havalarda düşüp kaybolmaması için dümen yelpazesinden geçip teknenin kıçına bağlanan bir ince savlo.

Larmo: Flokların açıldığı istralya. (Bazen flok larmosu da denilir).

Lava etmek: Boş al ve ger anlamında bir emir. (Boşunu al)

Lavra deliği: Bir teknenin içindeki suyu askıya alıp boşaltmak için açılmış delik. (Genellikle kıç tarafta havuzluğun altındaki kruzlu yerde).

Lif: Nebati halatın yapıldığı malzemenin en ince parçası

Liga camadan: Yelkeni küçült, camadana vur demektir.

Limbo: Bir şeyin bir taraftan diğer tarfa aktarılması. (Marmara etmek sadece sıvı içindir.)

Livar: Balıkçı teknesinde balıkların taze kalması için alt tarafı denizle ilgili tahta havuz.

Loça: Demir zincirinin akması için açılmış deliklere geçirilmiş madeni oluk.

Lokma: Zincirin baklalarının ortasına takviye için konmuş parça.

Lumbara ağızı: Gemilere girip çıkılan bordada açılan dört köşe kapak.

Lumbuz: Gemideki pencerelere verilen isim.

M

Mandar: Yelkenli teknelerde, yelkeni ve/veya yelkenleri direğe basmaya yarayan basit makaralı sistemlerdir.

Manika: Bir teknenin alt kısımlarına güverteden aşağıya doğru havalandırma için konulan geniş boru.

Mapa: Sabit halka

Martin demiri: Çipo ve kolları aynı düzeyde ve kolları da beden etrafında dönebilen bir sistemdeki demirdir.

Mastalya: Tahta leğen.

Mastori postası: Bir teknedeki en geniş posta.

Matafora: Teknelerde veya sahilde filika veya botların asılabilmesi için uçlarında palanga bulunan aygıt.

Matafyon: Yelken ve tentelerin delik açıldığında yırtılmaması için delik etrafının takviye edildiği alüminyum veya halat yassı halka.

Mayna etmek: Aşağı indirmek (ağır ağır).

Meme: Demir kollarının demir bedenine birleştiği noktanın alt kısmı.

Mezestre: Yarıya kadar indirmek.

Mil (deniz mili): Denizdeki uzunluk ölçüsü.Ekvatorda 1 derece = 60 deniz miline denk gelir. (1 deniz mili = 6080 feet = 1852 mt )

Mizana direği: 3 direkli bir yelkenli gemide en kıçtaki direktir.

Mevcet: Hamak sarılan incelere denir.

N

Neta: Muntazam, düzgün, tertipli veya emniyetli anlamına gelir.

O

Omurga: Bir teknenin postalarının üzerine oturtulup bağlandığı ve baştan kıça kadar devam ettiği ağaç/madeni parçalardır. Genellikle küçük teknelerde yekpare olur.

Omuzluk: Teknenin baş ve kıç tarafındaki 45 derecelik açı civarındaki istikamet.

Orsa: Yelkenleri elden geldiği kadar rüzgarın estiği tarafa yaklaştırarak seyretmek. (Orsasına seyir)

Orsa yakası: Bir yelkenin direk tarafındaki veya rüzgar üstü tarafındaki yakasıdır.

Orsa alabanda eğlenmek: Rüzgarı bordaya alarak, yelkenleri birbirinin aksine alıp tekneyi yolundan alıkoyup vakit geçirmektir.

Orsa alabanda tramola: Teknenin başını rüzgara alıp bir kuntradan diğer kuntraya geçmektir.

Orsa halinde: Bir teknenin mümkün olduğu kadar rüzgarın estiği cihete yakın seyredişi.

Orsa pupa çemberi: Bumbanın cundasına yakın ve iki tarafında da mapa bulunan madeni çember.

Orsada kazanmak: Bir teknenin orsa seyrinde az düşme yapıp istediği tarafa gidişte kazanması.

Orsaya kaçmak: Bir yelkenli teknenin devamlı olarak baş tutamayıp rüzgar üstüne kaçmasıdır.

Ö

Öksüz kemere: Kemerenin ortadan kesilmiş olarka yanda kalan kısımları.

P

Palamar: Gemilerin rıhtıma veya iskeleye bağlanmasında halattan daha kalın yomalara verilen isim.

Palanga: Bir halat ve anaz iki makaradan oluşan kaldırma mekanizması

Palavra güverte: Eskiden harp gemilerinde topların bulunduğu güverte

Pasarella: Tekneye iniş ve biniş için kullanılan ahşap veya metal mekanizma.

Patalya: 1-3 çifteye kadar kürekli ahşap teknelere harp gemilerinde verilen isim.

Patrisa: Çubukların bağlanması için cundalarından aşağı ve geriye doğru inen ve tekneye bağlanan sabit arma

Pik: Giz veya serenlerin üzerine açılmış üç köşe yelken.

Pik yakası: Bir yan yelkeninin üst ve köşedeki yakasıdır.

Piyan: Bir halatın çımasının açılıp dağılmaması için çımasına ıspavlo veya gırcala ile yapılan bir çeşit düğüm şekli.

Portuç: Alet edevat veya boya gibi sair şeylerin saklanması için kullanılan dolap veya kamara gibi yerler.

Posta: Üzerine kaplama tahtalarının [veya saçların] tespit edildiği ağaç veya maden eğriler [kaburga]

Pruva: Bir teknenin ön tarafından ileri istikameti.

Pruva direği: Birden çok direkli teknede baş taraftaki ilk direk.

Puntel: Güvertenin kuvvetlendirilmesi için alttan dikine konan destek veya güverte üzerindeki vardevelaların tutmak için güverteye dik olarak konulan demir çubuklar.

Pupa palangası: Ana yelkenin üst yakasını germeye yani üst yakasındaki toru azaltmaya yarayan ve bumba yüksekliğini ayarlayan direk ile bumba arasındaki palanga sistemidir.

Pusla: Rota istikametlerini gösteren, kerteriz alıp mevki konmasına yardım eden mıknatıslı veya cayro devvaresi ile çalışan seyir aletidir.

Pusla kartı: Pusla ibrelerinin üzerine oturtulmuş derece veya kerte taksimatı bulunan daire şeklinde bir karttır.

Pusla mihveri ekseni: Pusla kartının merkezinin oturduğu ucu sivri bir iğnedir.

Pusla tası: Mıknatıslı pusulalarda pirinç veya bakırdan yapılmış (manyetik etkisi olmaması için) yarım küre biçiminde içi boş bir tastır.

Puta: Koymak, donatmak (puta kürek).

R

Radansa: Halatların çımalarında kasa yapmakta kullanılan madeni halka biçimindeki malzeme

Randa yelkeni: Yelkenli bir teknede en geriye açılan yan yelkeni.

Roda: Kullanılmamış, açılmamış nebati halat sargısı.

Rota: Geminin üzerinde gittiği çizgi.

Ruba etmek: Yelkenle rüzgarı başa alarak tekneyi geriletmek

Rüşvet güverte: Yolcu gemilerinde filikaların üzerine oturtulduğu kalastraların bulunduğu güverte.

Rüzgar altı: Rüzgarın estiği yönün aksi.

Rüzgar yakası: Bir yelkende rüzgarın estiği taraftaki yaka.

Rüzgarüstü: Rüzgarın estiği yön.

S

Safra: Bir teknede denge sağlanması için sintinesine konan ağırlık.

Sağanak: Rüzgarın eserken birdenbire şiddetli esmesi.

Salma: Bir teknenin rüzgara veya akıntıya bağlı olarak dönmesi

Salma omurga: Yelkenli bir teknede içerden indirilip kaldırılan madeni veya ağaç levha.

Salpa: Demirin deniz dibinden kurtulması, ağırlığını zincire binmesi.

Sancak: Bayrak veya teknenin sağ yarısı, sağ tarafı

Sancak alabanda: Dümenin sancak tarafa doğru en çok basılabilmesi için verilen emir.

Sancak gönderi: Kıç tarafa güverteden sancak çekmek için dikilmiş gönder.

Saravele: Yelkenin sarılması için verilen komuta denir.

Savlo: Sancak çekmek için kullanılan 1,5 burgatalık ince halat

Selviçev: Yelkenli bir gemi armasındaki hareketli halatlar.

Seren: Direkler üzerinde yelken açmak için ve işaret çekmek için yatay olarak bağlanmış gönder.

Seren yakası: Yelkenlerin derene bağlı üst kısımları. (matafyon yakası).

Sığ su: Denizin (genellikle sahil kısmına yakın) herhangi bir kısmında teknelerin seyretmelerine uygun olmayacak şekilde az su bulunan pek derin olmayan yerlere denir.

Silyon feneri: Gece ve karanlıkta gemilerin seyir halindeyken pruva ve grandi direkleri cundalarında yaktıkları ufkun 20 kertelik bir sahasından berrak havada en az 5 milden görülebilen ve pruvadaki grandiye nazaran daha aşağıda olan fenerlerdir. (Beyaz renklidirler).

Sintine: Bir teknenin su altında kalan ıslak kısmının iç tarafıdır.

Sis işareti: Siste seyir halindeki gemilerin birbirlerine durumlarını belirtmek üzere düdükle verdikleri işaret.

Sis kampanası: Demirde veya şamandırada yatan gemilerin siste mevkilerini belirtmek için çaldıkları kampana

Siy: A Kürek çekerken tekneyi geriye itmek için verilen komut.

Soğra (sokra): Armuz kaplamada, kısa gelen kaplama tahtalarının uçlarının birleştiği yerdeki çizgi.

Suga etmek: Vira edip sıkıştırmak. (Suga kastanyola, suga cıvata vb).

Su hattı: Teknenin gövdesinde ıslak yüzeyle kuru yüzeyi arasında meydana gelen çizgi.

Sübye armalı: Direklerinde seren yelkenleri olmayıp sadece yan yelkenleri bulunan tekneler.

Sülyen: Yeni konan ya da raspa edildikten sonra temizlenmiş olan çelik veya demir saçlar üzerine koruyucu bir astar olarak sürülen genellikle kırmızı renkteki boya

Sürme omurga: Salma omurga da denilebilir. [Ana omurga bedenine açılan bir yarıktan aşağı yukarı hareket ettirilebilen tahta veya madeni levha şeklindeki omurga olup yelkenli teknelerde yelkenle seyir anında devrilmemek veya rüzgar altına düşmemek için kullanılır].

Ş

Şapka: Direklerin üst uçlarına geçirilmiş yuvarlak tabla

Şeytan çarmıhı: İki halat arasına ağaç basamaklarla yapılan bordadan sarkıtılan merdiven.

T

Talvek hattı: Boğazlarda ortadan geçtiği varsayılan hat

Tarak gemisi: Limanları ve geçitleri derinleştirmek için kepçeli olarak yapılmış özel gemi

Tava: Borda iskelelerinin altında ve üstünde durulacak yer [İskele tavası]

Tavlon güverte: Çok güverteli gemilerin üsten itibaren aşağıya doğru beşinci güvertesi.Eski harp gemilerine ait bir güverte katı

Tayfa: Ticaret gemilerindeki gemiciler

Tente: Güverteyi yağmur ve güneşten korumak için güverte üzerine açılan branda veya başka bir malzememden yapılmış örtü

Tente omurgası: Tentenin orta kısmına ve altına konulan ağaç

Tersane: Gemi yapılan fabrika, tezgah veya sanayi merkezi

Tirenti: Bir halatın çekilen çıması

Tırnak: Demirin kollarının ucundaki tırnak şeklindeki kısım

Toka etmek: Bir şeyi yerine kadar kaldırmak [Sancak toka etmek, işaret toka]

Tornistan: Geri gitmek

Tramola: Yelkenle seyirde rüzgarın bir kontradan diğer kontraya önce pruvanın geçmesi ile yapılan dönüş.

U

Uçkurluk: Bir sancağın direk veya rüzgar üstü tarafındaki yakasındaki takviye edilmesi için geçirilen beyaz renkli şerit. Bu taraftaki yakaya uçkurluk yakası ve içinden geçirilen ve iki ucunda da kanca bulunan salvoya da uçkurluk salvosu denir.

Uskuna: Pruva direği kabasorta armalı, grandi direği sübye armalı iki direkli yelkenli tekne

Usturmaça: Bir birinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının göçmemesi veya boyalarının bozulmaması için araya koydukları ağaç,i lastik, plastik veya halatlardan yapılmış olan, balon, silindir biçimindeki yastık.

V

Varagele: İki nokta arasında gerilmiş olan kuvvetlice bir halat üzerinde hareket eden bir makaraya bağlı sepet veya iskemle donanımlı insan ve eşya taşımak için kullanılan donanım.

Vardavela: Teknelerin küpeştelerinde ve borda iskelelerinde personelin korunması için dikilmiş bulunan sabit veya yatar kalkar puntellerin üzerine yatay olarak geçirilmiş demir veya ağaç tiriz.

Vardavela punteli: Küpeştelere konmuş olan ağaç veya demir sabit veya yatıp kalkan punteller.

Varil: Mancana büyüklüğündeki madeni fıçı

Veledibarka: Fırtınalı havalarda pruva ana istrelyası üzerine açılan flok.

Veleistralye yelkeni: Pruva direğinden sonra gelen direk üzerine açılan yan yelkenin sereni

Velena: Direkler arasındaki istrelyalar üzerine açılan üçgen şeklindeki yelkenler.

Vento: Bumbaları ve mataforaları bir taraftan diğer tarafa dirisa edebilmek ve sabit tutabilmek için cundalarından alınan halatlar. Bu halatlar gerekirse palangalara da bağlanır.

Vinç: Gemiye yük alıp vermede kullanılan, ambar ağızlarına yakın olarak konmuş hidrolik - elektrik veya istimle açılan makineler.

Vira: Vidayı, cıvatayı, ırgat veya vinci çevirmek sarma yönünde verilen komut.

Viya: Gemiyi veya tekneyi istenilen rotaya döndükten sonra, istenilen yöne seyredilmesi için verilen komut.

Volta: Bir halatın babaya veya biteye bir kez dolaştırmak

Volta almak: Halatın veya demir zincirinin birbirine dolaşması.

Y

Yaka: Yelkenlerin köşelerine ve yakalarına denir.

Yakamoz: Su içinde ışık biriktirebilen tekhücrelilerin total yansıma halinde ışıldaması

Yalpa: Teknenin sancaktan iskeleye, iskeleden sancağa dalgaların bordadan alınması ile sallanması

Yalpa omurgası: Teknelerin yalpalamasını azaltmak için karina kısmına baştan kıça doğru uzunan omurga biçimindeki çıkıntı.

Yan yelkenler: Yarım serenler ve gizler üzerine açılan yelkenler ile flok ve valenalar

Yarımoturak: Kürek çekerken ayak dayanılan ağaç puntal [yatay]

Yaslamak: Bir teknenin hareket kabiliyetini kaybederek, akıntı veya rüzgar etkisi ile bir rıhtıma veya başka bir tekne üzerine düşmesi

Yeke: Dümen başına takılıp dümenin istenilen tarafa basılması için kullanılan demir veya ağaçtan yapılmış kol.

Yelpaze: Dümenin su içindeki en geniş kısmı

Yoma: Genellikle kalın halatlara denir.

Yürya: Bir palanganın tirentisini veya bir halatın elle çekerken üzerine yatarka mola vermeksizin çekmek.

Z

Zincir manikası: Zincirlik ile üst güverte arasında zincirin arasından geçtiği madeni boru.

Zincirlik: Teknelerin baş tarafında başaltında demir zincirlerinin muhafaza edildiği yer.

Zırh güverte: Eski zırhlı harp gemilerinde mermilerin delip geçmemesi için konan çelik güverte

02 Kasım 2008 Pazar

Meslek Arama

Meslek Arama
Meslekler ve Meslek Rehberi'nden dev hizmet. Mesleklerle ilgili binlerce belge arasında arama yapmanız için Meslekler altında iyileştirilmiş Mesleki Arama Motoru Yerleştirildi.

Arama yapmak istediğiniz meslek, meslek alanı, mesleki eğitim ile ilgili herhangi bir konuda kelimelerinizi Mesleki Arama Motorunda yazmanız ve Ara düğmesine basmanız yeterlidir. Aşağıda Mesleki Arama Motoruna ait örnek ekran verilmiştir. Mesleki Arama Motoru Meslekler sitesinin üstünde yer almaktadır.


Eğitimle İlgili Seçilmiş Sitelerde Arama
Ayrıca 100'ün üstünde site ve blogda başta mesleki eğitim olmak üzere eğitimle ilgili binlerce döküman arasından arama yapan site arama motoru da Mesleki Arama Motorunun hemen altında yer almaktadır.

12 Ekim 2008 Pazar

İngilizce Meslekler

İngilizce Meslekler
Aşağıda İngilizce Meslekler ve anlamları yer almaktadır. İngilizce Meslekler Türkçe alfabetik sıraya göre verilmiştir. Önce Türkçe meslek ismi ve sonra İngilizce Meslek yer almaktadır. Alternatif İngilizce Meslekler Listesi için İngilizce Meslekler ve Anlamları yazısına bakabilirsiniz.

  1. Abone = subscriber
  2. Aday = candidate
  3. Ahçı = cook
  4. Ajan = agent
  5. Aktör = actor
  6. Aktris = actress
  7. Akrobat = acrobat
  8. Albay = colonel
  9. Amatör = amateur
  10. Amca = uncle
  11. Amiral = admiral
  12. Anne = mother
  13. Antrenör = coach
  14. Arkeolog = archeologist
  15. Asker = soldier
  16. Aşçıbaşı = chef
  17. Avukat = lawyer, advocate
  18. Ayakkabıcı = shoemaker
  19. Baba = father
  20. Bahçıvan = gardener
  21. Bakan = minister
  22. Bakıcı = baby-sitter
  23. Bakire = virgin
  24. Bakkal = grocer
  25. Balerin = ballerina
  26. Balet = ballet dancer
  27. Balıkçı = fisherman
  28. Bankacı = banker
  29. Barmen = bartender
  30. Başbakan = prime minister, premier
  31. Başkan = chairman
  32. Bay = gentleman
  33. Bayan = lady
  34. Bebek = baby
  35. Bekar = bachelor
  36. Berber = barber
  37. Besteci = composer
  38. Bilim adamı = scientist
  39. Binbaşı = major
  40. Büyücü = magician
  41. Büyük anne = grandmother
  42. Büyük baba = grandfather
  43. Büyükelçi = ambassador
  44. Casus = spy
  45. Cumhurbaşkanı = president
  46. Çavuş = sergeant
  47. Çaylak = rookie
  48. Cellat = executioner
  49. Çevirmen = interpreter
  50. Çiftçi = farmer
  51. Çingene = gypsy
  52. Çoban = shepherd
  53. Çocuk = kid, child
  54. Çocuk doktoru = pediatrician
  55. Dansçı = dancer
  56. Dayı = uncle
  57. Dansöz = belly dancer
  58. Dedektif = detective
  59. Demirci = blacksmith
  60. Denizci = sailor
  61. Devlet adamı = statesman
  62. Dikdatör = dictator
  63. Dilenci = beggar
  64. Diplomat = diplomat
  65. Diş hekimi = dentist
  66. Doktor = doctor
  67. Dokumacı = weaver
  68. Dost = friend
  69. Dul = widow
  70. Duvarcı = mason
  71. Dükkancı = shopkeeper
  72. Dülger = carpenter
  73. Eczacı = chemist
  74. Ekmekçi = baker
  75. Elçi = envoy
  76. Elektirikçi = electrician
  77. Eleştirmen = critic
  78. Emekli = retired
  79. Emlakçı = realtor
  80. Erkek = male
  81. = mate
  82. Ev hanımı = housewife
  83. Filozof = philosopher
  84. Fotoğrafçı = photographer
  85. Gangster = gangster, outlaw, thug
  86. Garson = waiter
  87. Genç = young
  88. General = general
  89. Göçmen = migrant
  90. Görümce = sister-in-law
  91. Göz doktoru = oculist
  92. Gözlükçü = optician
  93. Gümrükçü = customs officer
  94. Hakem = referee
  95. Hakim = judge
  96. Hala = aunt
  97. Hamal = porter
  98. Hasta = patient
  99. Hemşire = nurse
  100. Hırsız = thief
  101. Hizmetçi = servant
  102. Homoseksüel = gay
  103. Hostes = hostess
  104. İdareci = manager
  105. İkiz = twins
  106. İmparator = emperor
  107. İşadamı = businessman
  108. İşçi = worker
  109. İşgören = employee
  110. İşsiz = unemployed
  111. İthalatçı = importer
  112. İzci = scout
  113. Kapıcı = doorkeeper
  114. Kaptan = captain
  115. Kardeş = brother, sister
  116. Kasap = butcher
  117. Kasiyer = cashier
  118. Katil = murderer, killer
  119. Kayınço = brother-in-law
  120. Kırtasiyeci = stationer
  121. Kız = female
  122. Kiracı = tenant
  123. Kitapçı = bookseller
  124. Komşu = neighbour
  125. Komutan = commander
  126. Konsolos = consul
  127. Korgeneral = lieutenant general
  128. Köle = slave
  129. Kral = king
  130. Kraliçe = queen
  131. Kuaför = hairdresser
  132. Kumandan = commander
  133. Kumarbaz = gambler
  134. Kumaşçı = draper
  135. Kuru temizleyici = dry-cleaner's
  136. Kuyumcu = jeweler
  137. Kuzen = cousin
  138. Lider = leader
  139. Lord = lord
  140. Madenci = miner
  141. Makine uzmanı = mechanic, teknisyen
  142. Manav = greengrocer
  143. Masör = masseur
  144. Memur = civil servant
  145. Mimar = architect
  146. Misafir = guest
  147. Mucit = inventor
  148. Muhabir = reporter
  149. Muhafız = guard
  150. Muhasebeci = accountant
  151. Müdür = director
  152. Müdür muavini = assistant
  153. Müfettiş = inspector
  154. Mühendis = engineer
  155. Mütait = contractor
  156. Müzisyen = musician
  157. Noter = notary
  158. Oda görevlisi = bellboy
  159. Oduncu = lumberjack
  160. Onbaşı = corporel
  161. Orgeneral = full general
  162. Ormancı = forest ranger
  163. Ortak = partner
  164. Oyuncu = player
  165. Öğrenci = student
  166. Öğretmen = teacher
  167. Palyanço = clown
  168. Pansiyoner = boarder
  169. Papaz = priest
  170. Patron = boss
  171. Pilot = pilot, aviator
  172. Piyade = infantry
  173. Polis = policeman
  174. Politikacı = politician
  175. Postacı = postman
  176. Prens = prince
  177. Prenses = princess
  178. Psikiyatrist = psychiatrist
  179. Psikolog = psychologist
  180. Rahibe = nun, priestess
  181. Rakip = rival, opponent
  182. Rehber = guide
  183. Rehine = hostage
  184. Ressam = painter
  185. Romancı = novelist
  186. Sanık = suspect
  187. Sarhoş = drunk
  188. Savcı = prosecutor
  189. Sekreter = secretary
  190. Senatör = senator
  191. Seyirci = audience
  192. Spiker = speaker
  193. Subay = officer
  194. Sütçü = milkman
  195. Şef garson = headwaiter
  196. Şoför = chauffeur, driver
  197. Taksi şoförü = cab driver
  198. Tanık = witness
  199. Taraftar = supporter, fan
  200. Teğmen = lieutenant
  201. Teknisyen = technician
  202. Terzi = tailor
  203. Teyze = aunt
  204. Tezgahtar = salesman
  205. Tuğgeneral = brigadier general
  206. Tutsak = captive
  207. Tüccar = merchant
  208. Tümgeneral = major general
  209. Ustabaşı = foreman
  210. Uzman = expert
  211. Üç kağıtçı = swindler
  212. Üye = member
  213. Vatandaş = citizen
  214. Vatansever = patriot
  215. Vejeteryan = vegetarian
  216. Veteriner = veterinarian
  217. Yabancı = stranger
  218. Yankesici = pickpocket
  219. Yarbay = lieutenant colonel
  220. Yardımcı = assistant
  221. Yaşlı = old
  222. Yazar = author
  223. Yetim = orphan
  224. Yetişkin = adult, mature
  225. Yoksul = poor
  226. Yüzbaşı = captain
  227. Zengin = rich
  228. Ziyaretçi = visitor

13 Eylül 2008 Cumartesi

Kapıcı

Kapıcı
Bu yazıda değişik bir meslek tanıtılmaktadır. Bu mesleğin adı kapıcılık. Öyle bildiğiniz kapı yapmayla ilgili bir meslek değil bu.

Kapıcı Nedir?
Kapıcı veya apartman görevlisi, apartman ve otellerde bazı hizmetleri sağlamak için kiralanan bireydir. Apartmanlarda kaloriferi yakmak, bakkal alışverişi yapmak, güvenliği sağlamak gibi görevleri vardır. Modern anlamda apartmanın operasyonel olarak yönetiminden sorumlu kişidir.

Türkiye'de Kemal Sunal'ın oynadığı Kapıcılar Kralı ve Bizimkiler dizi filmindeki bir karakter olan Kapıcı Cafer gibi kültürel yansımaları vardır.

Kapıcılık diğer meslekler gibi kendine özgün sorumluluklar gerektiren, belli yetenekleri gerektiren bir meslektir. Hele insanların önyargısını düşünürseniz oldukça zor bir meslektir. Özellikle büyük kentlerde ve belli modern semtlerde Kapıcılık herkesin yapabileceği bir iş/meslek değildir.

Meslek Röportajı
Aşağıda bir kapıcıyla yapılan güzel bir meslek röportajı yer almaktadır. Serhat Yılmaz'ı her bakımdan tebrik ediyoruz.

Serhat Yılmaz. 27 yaşında. Esprili, bilgili ve neşeli genç bir adam. İki üniversite bitirmiş, turizm ve işletme okumuş.

Gitar çalışıyor, fotoğraf çekiyor, MP3 dinliyor. Ve bu genç adam şu anda Suadiye’de kapıcılık yapıyor. Billur Apartmanı’nın modern kapıcısı o...

Siz kat görevlisi misiniz, kapıcı mı?

- Kapıcıyım./_np/0712/6420712.jpg

A ne güzel! Demek ki bu konuda herhangi bir kompleksiniz...

- Yok tabii. Siz gazetecisiniz diye komplekse kapılıyor musunuz? Kapıcılık da turizmcilik gibi bir meslek. Üstelik ikisi de hizmet sektörü.

Hangi vesileyle kapıcı oldunuz?

- Baba mesleği. Annem-babam Ardahanlı, 70’li yılların sonunda İstanbul’a geliyorlar ve kendilerine sıfırdan bir hayat kuruyorlar. Babam, "Annenizi kaçırdım" derdi, biz de gülerdik, arada aşk var diye. Gerçi o aşk bitti, babam çekti gitti. Ben de ailenin erkeği olarak baba mesleğini devraldım.

Kardeşleriniz?

- Biz üç kardeşiz. Bir kız, bir de erkek kardeşim vardı. Erkek kardeşim vefat etti. Arkadaşının işyerinde teknik serviste çalışmaya başlamıştı, bilgisayar fişteyken "power supply"ı kurcalamış, elektrik çarpmış, "Bir şeyin var mı?" demişler "Yok iyiyim" demiş, ayağa kalkmış, 2 metre yürümüş ve düşmüş.

Nasıl etkiledi bu olay ailenizi?

- Felaket. Babam bir daha hiç normale dönemedi. Hayattan ve bizden koptu. Annem, yıllardır gündeliğe gider, o bir şekilde bu acıyla yaşamayı öğrendi, babamsa dağıldı gitti. Anneme ben destek oldum, su tesisatçısında ve elektrikçide çalıştım, bir taraftan da eğitimime devam ettim.

Nedir eğitiminiz?

- Turizm okudum, sonra da Açık Öğretim’de işletme. Şaka maka, bugüne bugün iki üniversite mezunu bir kapıcıyım!

BABAM KAPICI ANNEM GÜNDELİKÇİ

İnsan, babasının kapıcılık yaptığını söylerken kendisini bir tuhaf hissediyor mu?

- Şimdi değil ama eskiden hissederdim...

Ne zaman?

- İlkokulda hocalar tek tek bütün öğrencileri ayağa kaldırıp baba mesleğini sorduğu zaman. Yanında oturan arkadaşın kalkıyor "işadamı" diyor, öbürü "doktor" diyor, bir diğeri "pilot." Sen kalkıyorsun çekinerek "Benimki kapıcı" diyorsun. Birden herkes sana bakıyor. Çünkü herkesin siyah önlük giydiği ve görünürde eşit olduğu bir ortamda, ister istemez eşitlik anında bozuluyor, fısır fısır konuşmalar başlıyor ve seni parmakla gösteriyorlar. Ama tabii büyüdükçe, kapıcılığın utanılacak bir şey olmadığını anlıyorsun. Benim babam amelelikten gelmiş, annem 52 yaşında hálá gündeliğe gidiyor, şu an ayrılmış olabilirler ama dürüst ve namuslu insanlar ve adam gibi üç çocuk yetiştirdiler. Onlarla ancak gurur duyabilirim. Yaptığım işi saklamak yerine, ben atlıyorum "Biliyor musunuz ben kapıcılık yapıyorum!" diye...

Belki de o iki üniversiteyi, bu kapıcılık meselesinin üzerine çıkabilmek için bitirdiniz...

- Olabilir. Bilgi de bir güç. Beni bıraksalar bir üniversite daha okurum, seviyorum okumayı...

Şu an halihazırda yaptığınız işle ilgili herhangi bir küçümsemeyle karşılaştınız mı?

- Hayır, bütün mahalle beni tanır ve sever. Sadece bir kere biri "Sana kapıcı olduğunu hatırlatmak istemem ama..." dedi. Haddini bil gibisinden bir şey. Oysa herhangi bir terbiyesizlik yapmamıştım.

Ne münasebetle öyle söyledi peki?

- Günde iki kez sipariş alıyorum ben. Sabah 9-10 ve öğleden sonra 2-3 arası. Tek tek zilleri çalıp bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını soruyorum. 10 gibi siparişleri almış apartmana dönüyordum ki, apartman sakinlerinden biri, poşetleri dairelere teslim etmeden markete gidip kendisine bir şey almamı istedi, "Elimdeki işi bitirdikten sonra alırım" dedim. O da "Ne demek elindeki işi bitirdikten sonra?" dedi ve ekledi: "Sana kapıcı olduğunu hatırlatmak istemem ama..." Yani şu anda yapacaksın kardeşim, kapıcı değil misin diyor. Cevap vermedim, internetten kapıcıların görevlerini indirdim, ona verecektim tatsızlık olmasın diye son anda vazgeçtim.

İŞ BİTİNCE SAHİLDE GİTAR ÇALIYORUM

Kapıcılık dışında yaptığınız bir iş var mı?

- Var. Şu karşıda gördüğünüz iki apartmanın yöneticiliğini de yapıyorum. Dilek A ve B. Daha çok hesap-kitap işleri. Aidatları topluyorum, yıllarca ihmal edilmiş şeyleri yapıyorum, bakım-onarım, su tesisatını değiştirmek, elektrik panosunu yenilemek, çatı aktarımı gibi.

Hangisi daha dirayetli? Anneniz mi babanız mı?

- Tabii ki annem. Babam zora gelemiyor, kaçıyor, kafasını kuma gömüyor. Annem ise bütün kadınlar gibi daha güçlü. Aslan gibi evladını kaybetti ama yine de ayakta. Onun hakkı ödenmez. Ben de ona hayırlı bir evlat olmaya çalışıyorum. Annem, bu apartmanı ve müşterilerini terk etmek istemediği için buradayım, yoksa başka bir iş yapardım, ayrıca kira vermeden oturuyoruz.

Doğduğunuz apartmanda kapıcılık yapıyor olmak nasıl bir his?

- Romantik bile olduğunu söyleyebilirim! Yüzde 90’ı benim kısa pantolonlu halimi biliyor. İki üniversite bitirmemle de iftihar ediyorlar.

Yeni taşınanlar, karşılarında sizin kadar modern bir adam görünce şaşırıyorlar mı?

- Evet. İnsanlar bana "Kendine haksızlık ediyorsun, sen kapıcı değilsin!" diyor, yaptığım işi kat görevliliği olarak tanımlamam gerekirmiş. Ben tanımların işin özünü değiştirdiğine inanmam. Biri kendine asistan deyince, artık sekreter olmuyor mu yani? Ne alakası var? Niye bunlara takarız anlamam.

Peki diğer kapıcılar?

- Evet bir de Suadiye’nin diğer kapıcıları var, onların çoğu babamın arkadaşları. "Abi" derim, "amca" derim, saygıda kusur etmem. Onların da kafası biraz karışık, "Sen kapıcıysan biz ne oluyoruz?" diyorlar, sonra da bu soruyu şöyle yanıtlıyorlar: "Sen modern kapıcısın!" Ben de gülüyorum. İş bitince gitarımı alıp, sağda solda çalmaya başlıyorum.

Caddede mi çalıyorsunuz?

- Bu soru olmadı hocam! Ben cadde tarafını pek sevmem. Cadde biraz kokoş. Bizim mekanımız sahil. İş bittikten sonra oraya giderim, kulağıma ne hoş gelirse onu çalarım. Haluk Levent, Kırk Haramiler, Sertab...

Gitar çalmayı nasıl öğrendiniz?

- Bir arkadaş var, onun stüdyosuna gittim, "Şu gitarı bana öğretsene" dedim, "Al bakalım eline" dedi, şükürler olsun ki bir yeteneğim var, tıngırdatmaya başladım, "Sen önceden biliyor muydun?" dedi, "Yok" dedim. "Kısa zamanda öğreneceksin bu işi" dedi ve öğretti. Klasik çalıyorum, biraz da flamenko. Bir şey elime almaya göreyim, gerisi geliyor, bir sürü şeyi tamir de ederim, sökerim, bozarım, yeniden yaparım.

Bilgisiyar?

- Teknik servise kadar yükseldim. Donanımını filan yapabiliyorum. Ama bunun haber değeri yok, bütün gençler yapabiliyor. Ama mesela onlar buzdolabı tamir edemeyebilirler. Benim elimden o işler de gelir.

Fotoğraf aşkı ne zaman başladı?

- Fi tarihinde gazeteler, fotoğraf makinesi vermişti, baban kapıcı olunca kuponları eksiksiz biriktirebiliyorsun! 35 mm bir makine aldım, kurcalaya kurcalaya her şeyini öğrendim.

Konumuzla alakası yok ama saçlarınız hep uzun muydu?

- Dört senedir böyle. Annemle tabii her gün aynı muhabbet: "Oğlum benim hatırım için kes şu saçlarını" diyor. "Yok anne" diyorum. "Kızlar uzun saçlı erkekleri serseri buluyorlar! Biraz daha böyle takılacağım..."

Beni asabi yapan tek şey yapraklar!

Kaç daire var burada?

- 14.

Bir kapıcı bu 14 daireye hizmet etmek dışında ne yapar?

- Billur Apartmanı benim işyerim. Bu binanın her şeyinden sorumluyum. "Kafama esti, şöyle bir hava alıp geleyim" yok, "Tamam artık gidebilirsin" denilecek, öyle gideceğim. Kapıcılığın böyle sinir bir tarafı var, hep olay mahallinde olacaksın.

Başka?

- Rutin işler var. 7’de kalkarım, 7.30’da gazete-ekmek getiririm.

İnsanlara bakınca okudukları gazeteyi filan kestirebiliyor musunuz? "Hmmm bu tipik bir Milliyet okuru ya da Radikal okuru" gibi...

- Tabii, tabii. Özellikle de kemikleşmiş Cumhuriyet okurlarını bir bakışta anlarım. Ama en çok Hürriyet okunuyor. Tiraj raporunu kapıcıdan alacaksın. Günde iki servisim var, siparişleri o zaman alıyorum. Orada da gözlemlerim var.

Neler onlar?

- Kepek ekmeği revaçta hocam. Doygun ekmek gibi şeyler seviyorlar. Devir değişti, lifli gıdalarla beslenmek istiyorlar. Artık yaşlı kesim bile light ürün tercih ediyor. Çocukluğumuzun güzelim beyaz ekmeği rafa kalktı.

Siz peki elinizde kağıt-kalem, zillere basıp "Bir şey lazım mı?" mı diyorsunuz?

- Aynen.

Nasıl bir ruh halinde oluyorsunuz?/_np/0713/6420713.jpg

- Sabahları mı? Ben hep gülen bir adamım. Beni asabi yapan tek şey var, o da yapraklar!

Nasıl yani?

- Şimdi bu kapıcılıkta apartman temizliği diye bir şey var. İçini de dışını da temiz tutacaksın. Ben tabii doğa ile mücadele ediyorum, arkada kavak ağaçları var, maşallah iyi yaprak döküyorlar, süpürüyorum ve sabah bir bakıyorum yine ortalık yaprak dolu. Haliyle bazen asabi oluyorum.

Başka nelere sinirleniyorsunuz?

- Sinirlenmek değil ama gönül ister ki her şeyi tek bir marketten halledebileyim. Ama hayır, siparişi verirken "şunu şuradan, bunu buradan al" diyorlar. Bir marketin pirinci meşhur, birinin unu, diğerinin sebzesi. Bir de pastane ekmeği sevenler var, 4 ayrı yere koşturduğum oluyor. Kasiyerlerin hepsi beni tanır.

Kat sakinlerinden aldığınız paraları koymak için özel bir cüzdan mı kullanıyorsunuz...

- Mecburen, yoksa kaybediyorsunuz ya da düşüyor. İşimi yaparken kullandığım bir bel çantam var, aldığım paraları ona koyuyorum. 9-10 servisi en geç 11’de bitiyor. Sonra bir de 2-3 servisi var. Tabii o esnada yolda bir sürü insan görüyorum, "Oooo n’aber abi" filan. Suadiye süper bir yerdir. Komşuluğun hálá sürdüğü nadir yerlerden biri. Bir sürü semtte yan yana evlerde yaşayanlar bile birbirini tanımaz, bizde öyle değil, sıcakkanlıdır Suadiyeli.

Servis bittikten sonra ne oluyor?

- 11’de yaprak olayına giriyorum. Kulağımda mp3’üm, onları süpürüyorum.

Apartmanın içi... O ne zaman temizleniyor?

- Haftada üç kez baştan aşağı yıkanıyor. Giriş ise her gün. Öyle silmek değil sadece. Arap subunu ve Cif’le temizleyeceksin. "O işi pazar günü yap" dediler. "Yok pazar benim de tatil günüm" dedim, "O gün sadece ekmek- gazete getiririm, sonra bana müsaade." Kendime bir sistem oturttum ben. Planlı adamım. Gece dışarı çıkmışsam bile, saatin önemi yok mutlaka çöpleri toplarım. Bir de hızlıyım, mümkün olduğu kadar çabuk ve seri yapıyorum ki işleri bana vakit kalsın...

Peki iş bitince...

- Bilgisayarda takılırım, fotoğraf çekerim, çektiklerime bakarım, kuşlarımla oynarım, İngilizce çalışırım ya da hayal kurarım. Bir de tabii akşam 8’den sonra sahil faslı var. Biz bar sevmeyen tipleriz, dans edip, iki terleyeceksin barda, hiçbir esprisi yok, oysa sahil püfür püfür. Toplanırız, müzik yaparız, kız arkadaşlarımız da var, büyük bir grubuz, köküne kadar muhabbet.

Maaş?

- Asgari ücret. 517 YTL idi. Şimdi 638 nokta 70 oldu.

Peki hem işletme hem turizm okumuş biri olarak gerçekten yapmak isteyeceğiniz iş ne olurdu?

- Valla ben karikatürist olmak istiyordum, ayıptır söylemesi elimden çizim de gelir. Kısmet işte, kapıcı oldum!

Kapıcı çocukları asker ya da doktor çocukları gibi birbirlerini bilir mi? Ortak özellikleri var mıdır?

- Genellikle bilirler. Bugüne kadar iki tür davranış kalıbı gözledim ben. 1- Aslını inkar etmeyenler. 2- Baba mesleğini saklayıp, gizleme yoluna gidenler. Bu ikinci grubu acıklı buluyorum. Ama kızamıyorum da. İnsanlık hali. Bir de geçmişte yaşadıkları yokluklar yüzünden hırs yapanlar var, başarılı oluyorlar ama arkalarında şu laf hep bir şehir efsanesi olarak dolaşıyor: "Biliyor musun babası kapıcıymış!" Kim ne derse desin, başlangıç noktamızdan ileri gitmişsek, kendimizi yetiştirmişsek bu önemli bir şey, ben takdir ediyorum.

Kapıcılar medeni şartlarda mı yaşar?

- Biz evet. Ama bütün kapıcılar değil. Sigortası, maaşı ödenmeyenler var. "Al sana oturacak yer, bize hizmet et, sana maaş vermeyelim" diyorlar. Çok rastladığım bir şey.

Peki kapıcı dairelerinin durumu...

- Bazıları felaket. Kapıcılar insandan sayılmadığı için çoğunlukla kötü koşullarda yaşamaya mahkum ediliyorlar. Resmen yerin altına iniyorsun. Bizimki de gerçi bodrum katı ama şekli şemaili iyi.

Rutubet?

- E haliyle biraz oluyor. Annemin romatizmaları var, belki günün birinde bende de başlayacak. Ama şikayetçi değiliz. Çünkü yine de medeni şartlarda yaşıyoruz. Sigortalıyım, maaşım teklemez.

"Şu, şu şehirden gelenler genellikle kapıcılık yaparlar" diye bir şey var mı?

- Başkalarının yalancısıyım; İstanbul’daki kapıcıların çoğu güya Karslıymış. Biz de Ardahanlıyız.

BEN ONUN UYUYAN HALİNE AŞIK OLDUM

Sevgiliniz var mı?

- Sevgilim olmasını istediğim biri var, henüz arkadaşız. Haberi yok ama onunla evlenme hayalleri kuruyorum. "Şimdiki zaman"da değil ama. Önce askerliğim var, kısa dönem yapıp geleceğim.

Nasıl tanıştınız?

- Antalya’ya gitmek için bir otobüse bindim, işte o otobüste uyuyan bir kız vardı, hayatım boyunca bu kadar güzel uyuyan birini görmemiştim. Hayran oldum, ben onun uyuyan haline aşık oldum.

Kapıcı olmanız onu rahatsız etti mi?

- Onu değil ama ailesini edebilir. Beni onlarla tanıştırırken, "Baba, Serhat da kapıcılık yapıyor! Çok iyi bir kapıcı" mı diyecek? Kim ister gül gibi kızını bir kapıcıyla evlendirmek?

KAPICIYLA ÇIKACAK HALİ YOK YA!

Bir keresinde bir kız aradı, "Çetin Bey’le görüşebilir miyim?" dedi. "Burada öyle biri yok" dedim, "Yanlış numara..." Sesimi beğenmiş olacak ki sürekli aradı ve biz, birbirimizi görmeden telefonda flört etmeye başladık. Bir gün "Sizde kapıcı var mı?" dedi, belli ki bir şey gönderecekti, "Var, benim" dedim, "Ha tamam" dedi ve ertesi günü bir mesaj: "Başkasıyla çıkmaya başladım haberin olsun..." Kapıcıyla çıkacak hali yok ya!

Kaynak: Ayşe Arman/ Hürriyet Gazetesi/14 Eylül 2008 (orijinal yazıya buradan erişebilirsiniz)

03 Ağustos 2008 Pazar

Meslek Standartları

Meslek Standartları
Mesleki Yeterlilik standartları nedeniyle artık en basit meslekler için bile sertifika almak gerekecek. Örneğin boyacılık yapacaksınız ya da basit bir bakkal dükkanı açacaksınız. Sertifika almanız gerekiyor. Mesleki Yeterlilik Kanunu kapsamında artık Meslek Standartlarını tanımlama ve değerlendirme konusunda tek yetkili kurum Mesleki Yeterlilik Kurulu. Aşağıda daha önce MEGEP Projesi kapsamında çeşitli meslekler için geliştirilen meslek standartları yer almaktadır. Bu mesleklerden birini yapmak isteyenler için tüm bilgiler ilgili dosyada yer almaktadır.

Meslek Standardı Örnek Formatı

Taslak Meslek Standartları (01.03.2007 İtibariyle Tamamlanmış 31 Adet)

Görüş Alınacak Meslek Standartları (12.02.007 İtibariyle 34 Adet)

34 Meslek Standardı Değerlendirme Formları (27-12-2006 tarihli yazı ekleri)

Meslek Standartları için yapılan çalışma ve sunular

23 Temmuz 2008 Çarşamba

En Çok Kazandıran Meslekler

En Çok Kazandıran Meslekler

Aşağıdaki yazının yararlı olacağını umuyoruz. Meslek tercihi yapmadan önce sevdiğiniz ve ilgi alanınızdaki mesleği seçmenin yanında mesleğin geçiminizi iyi bir şekilde temin edebiliyor olması da önemlidir. Ülkemizin istihdam ve geleceği konusunda ciddi bir planlama yapılamaması yüzünden yüzbinlerce üniversiteli, mezuniyet sonrası iş bulamıyor. Uzmanlar, adayların tercihlerinde istihdam imkanlarını da gözönüne almalarını öneriyorlar. Gençler, tercihlerini yaparken geleceklerini garanti altına alabilecekleri bölümlere öncelik vermeye özen gösteriyor.

Bugün Gazetesi'nin haberine göre son dönemlerde üniversiteli işsizlerin artması, gençleri, sevdiği meslek yerine para kazandıran alanlara yöneltiyor. Her şeye rağmen yıldızı sönmeyen tıp, kukuk, mühendislik, psikoloji gibi mesleklerse popülerliğini koruyor. Tercihinizi yaparken; hangi mesleğin sizin için uygun olup olmadığını anlamak için ilgi ve yeteneklerinizi göz önünde bulundurmayı unutmayın...

BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ
Bilgisayar mühendisleri, programların neyi yapabileceği neyi yapamayacağı, programların belirli bir görev üzerinde nasıl etkili bir performans gösterebilecekleri, programların saklanmış bir veriyi nasıl yazıp okuyabilecekleri, programların nasıl daha akıllı çalışabilecekleri, insan ve programların birbirleriyle nasıl bir iletişim içerisinde olacakları konuları üzerinde çalışır.

ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ

İnsan, bilgi, malzeme, ekipman ve süreçlerin kullanılması, geliştirilmesi ve yönetimi ile ilgili mühendislik dalı. Endüstri mühendisleri; zaman, para, malzeme, enerji gibi kaynakların verimli kullanımına ve mühendislik hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarda bulunur.

ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ

Elektrik ve Elektronik Mühendisleri en yaratıcı ve zor işleri başaran modern teknolojilerin öncüleridir. İşleri genellikle haberleşme ağları ve süper bilgisayarlardan sayısal kontrol sistemleri ve modern cihazlara kadar her şeyi tasarlamak, üretmek ve geliştirmektir.

REKLAMCILIK
Reklamcılık, insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etme, belirli bir düşünceye yöneltme, dikkatlerini bir ürüne, hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışma sanatıdır. Meslek günümüzün ve geleceğin vazgeçilemeyecek mesleklerin arasında geliyor.

MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ

Mühendislik faaliyetlerinin en eskisi ve en geniş mühendislik alanı olan makine mühendisliği, makineler, enerji ve imalat yöntemleri ile ilgilenir. Makine mühendisleri takım tezgahlarının yanı sıra endüstrinin tüm dalları için makinalar ve donanımlar tasarlar ve imal ederler.

ULUSLARARASI FİNANS

Bu sektörde uluslar arası finans piyasalarından kaynak sağlayıp bunu en verimli şekilde yatırıma dönüştürmeye gayret eden, banka, sigorta ve borsa şirketlerinde yönetici olarak çalışabilecek kişilerdir. Türkiye’de faaliyet gösteren uluslarası şirketlerde finansal analist, strateji planlama yöneticisi ve borsa uzmanı olarak çalışabilirler.

YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ

Bu alandaki kişiler bankacılık, otomotiv, telekomünikasyon vb. sektörler olmak üzere her alanda kullanılan bilgisayar sistemlerinin, yazılım tasarımını hazırlayıp sisteme entegre ederler. Özel ve kamu sektöründe çalışmaktadırlar. Fikir üretimine dayalı bir iş olduğundan yazılım mühendislerinin kendi işlerini kurma olanakları da mevcuttur. İnternette kişisel bilgilerin çok rahat kullanılması güvenlik programlarını hazırlayanların önemini artırmıştır.

MOLEKÜLER-BİYOLOJİK

Genel çalışma alanı biyolojik olayların molekül yapısı ve hücre işlevlerinin araştırılması. Tarım çevre ve orman bakanlığı’na bağlı kuruluşlarla adli tıp ve kriminoloji labaratuvarı iş imkanı sağlıyor. Özel sektörde sağlık ve biyoteknolojik çalışma yapan kurumların çeşitli üretim aşamalarında moleküler biyoloji ve genetik uzmanları tercih ediliyor.

GELECEĞİN MESLEKLERİ
Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme, ilerleyen zamanlarda birçok mesleğin pabucunu çöpe atacağa benziyor. Adına pek aşina olmadığımız Sanal Market İşletmeciliği, Yapay Zeka Pazarlamacılığı gibi birçok meslek gündelik yaşamımızın bir parçası olmaya hazırlanıyor.

İşte yarının meslekleri:
YAPAY ZEKA PAZARLAMACISI
Düşünce sisteminin elektronik cihazlara aktarılması sonucu ortaya çıkacak ürünlerin satılmasıyla oluşacak bir pazar.

NANO YAPI MÜHENDİSLİĞİ

Nano teknoloji ile inşaat, yapı sektörüne kullanılan ürünler maksimum düzeyde geliştirilerek kullanılacak. Geleceğin mimar ve mühendislerine benzer işleri yapanlar sadece yaratıcılıklarını kullanacaklar. Çünkü tüm hesap ve çizimleri, robotik sistemler yapacak.

GEN TERAPİSTLİĞİ

Bozuk genlerin tespiti ve düzeltilmesi ile ilgilenen, hatta gen haritasına göre ileride hastalıklara yol açacak genleri önceden tespit edip, önlem alacak programları geliştirenlere Gen Terapistleri denecek.

ALTERNATİF BESİN MÜHENDİSLİĞİ

Beslenme için gerekli maddelerin konsantre ve karma tabletlere, sıvılara dönüştürülmesiyle uğraşacak.

MESLEĞiNiZi ÜNiVERSiTE BELiRLEMESiN

Rehber Öğretmen Fatma Köknar, üniversite adaylarının tercihlerinde dikkatli olmalarını söyledi.

FİNAL Dergisi Dershanesi Rehberlik Birimi'nden Fatoş Kökmen, tercih aşamasında öğrencilerin yaşadığı en büyük sorunun, adayların amaç belirlememiş olmaları ve meslekler hakkındaki bilgilerinin yüzeysel olması olduğuna dikkat çekti. Kökmen, son yıllarda tercihlerde gözlenen yanlışlıkları şöyle aktardı:

"Adayların bir kısmı meslek seçiminden çok mezun olacakları üniversite üzerinde duruyor. Dolayısıyla kendilerine uygun olup olmadığına dikkat etmeksizin yanlış meslekler seçmelerine neden oluyor. Ayrıca yine birçoğu tercihlerini çevrelerinin telkinlerine göre karar veriyor. Sonuçta yanlış tercih yapanlar, sonrasında hayal kırıklığı ve zaman kaybına uğruyor."